Yağlar Nasıl Tüketilmelidir Hangi Yağlar Daha Faydalırı

Yağlar

İnsan vücudunun yağa ihtiyacı vardır: Bütün hücre duvarları yağ içerir. Yağ, iç deri altında, organların ve kasların çevresinde toplanarak depolanır ve organları dışarıdan gelen tehlikelerden korur. Vücut ısısını ve su kaybı­nı kontrol altında tutar. Deri altındaki yağ, deriye esneklik ve güzellik ve­rir, yaralanma ve iltihaplanmadan korur. Saçları, kılları, deriyi yumuşatır ve parlatır. Yağda eriyen vitaminleri ve besleyici maddeleri taşır, emilimine yardım eder. Mideyi yavaş terk ettiğinden doygunluk hissi verir.

Çoklu doymamış yağlar Omega-3 ve Omega-6, hücre zarlarının yapısı, hücre büyümesi ve bölünmesi, kanın pıhtılaşması, kan basıncı ve kolesterol seviyesinin dengelenmesinde; damarlarda kan pıhtılaşması ve yağ birikme­sinin önlenmesinde,- damarlardaki hasarların azaltılması ve düzeltilmesinde ve bağışıklık sisteminin çalışmasında yardımcı olur.

İdeal omega yağı kaynaklan, zeytinyağı, ceviz, ceviz yağı, keten tohu­mu ve yağı, yağlı balık, taze köy yumurtası, semizotu ve tohumu, ısırgano- tu ve tohumu ve bütün yeşil yapraklı sebzelerdir.

Soya yağı ve ayçiçek yağı da omega yağları açısından zengindir. Fakat artık bu sınıf yağlar kategorisinden çıkmış durumdadırlar. Çünkü soya ya­ğı ve ayçiçek yağı üretiminde sadece GM tohumlar kullanılmaktadır.

GM mısır, GM ayçiçek ve pek çok GM tohumdan elde edilen sıvı yağ­lar, hidrojenize edilmemiş dahi olsalar, sindirilemezler. Çünkü tabiatta mevcut olmayan, yaratılmamış yiyecek İçin sindirim sistemi de yaratılma­mıştır. (“GMO” bölümüne bakınız.)

Bitkisel yağlar eskiden çekirdeklerden ve tohumlardan soğuk sıkma İle elde edilirdi. Bugün ise yağ ekstraksiyonu sıkıştırma makinelerinde, 1 10°C ısı, toksik kimyasal yağ çözücüler ve yüksek basınçla yapılır.

Uygulanan bu ısı, basınç ve kimyasal çözücüler, doymamış yağ asitleri­nin karbon bağlarını koparır, serbest radikaller oluşturur ve serbest radikal­lerden korumakla görevli olan E vitaminini ortadan kaldırır. Bu işlemden geçen keten tohumu yağı, ayçiçek yağı ve mısırözü yağı gibi bitkisel yağ­lar kanser, şeker hastalığı, karaciğer hastalıkları ve beyin rahatsızlıklarına yol açabilir. Ekstraksiyondan sonra bazı yağlara hidrojenleştirme işlemleri yapılır. Margarinler, hidrojenize bitkisel yağlar ve kısmen hidrojenize bit­kisel yağlar bu gruba girerler.

Hidrojenize edilmiş sıvı yadlar

Ayçiçek yağı, mısır yağı, pamuk yağı gibi yağlar yanma derecesini yük­seltmek, dayanıklı hale getirmek ve raf ömrünü uzatmak için hidrojeni­ze edilir. Hidrojenize etmek, sıvı yağların moleküler yapısına yüksek ba­sınç ortamında, katalizör ile hidrojen atomları ekleyerek, sıvı yağların kim­yasal formülünü değiştirmektir. Yağlar doğal bile olsalar bu işlemden son­ra yiyecek özelliğinden çıkarlar. 1940’lardan bu yana yapılan araştırmala­rın da gösterdiği gibi hidrojenleştirme sonucu elde edilen bu yağlar kanser, kalp ve damar hastalıkları, diyabet, obezite, yüksek kolesterol ve bağışıklık sistemi hastalıklarına kadar uzanan birçok sağlık probleminin kaynağıdır.

Margarin üretilirken ayçiçek, soya, hurma ve pamuk yağı gibi farklı bit­kisel yağlar birbiriyle karıştırılır ve nikel katalizör ile hidrojenize edilir. Bu arada yağda eriyebilen gliserol ve lesitin (Domuz gliserol ve lesitini olabi­lir) gibi emülgatörler, A, D, E vitaminleri ve ayrıca margarine tad ve koku­sunu veren tereyağı aroması, zeytin aroması gibi doğala özdeş aromalar ek­lenir. Sitrik asit, laktik asit, potasyum sorbat gibi çeşitli koruyucu madde­ler, su, yağsız süt tozu, tuz katılır ve karıştırılır. Bu işlem sonucu elde edi­len margarinin kimyasal yapısı ile plastiğin kimyasal yapısı arasında sadece bir molekül farkı vardır. Sentetik madde özelliği taşıyan margarini, insan veya hayvan sindirim sisteminin hazmetmesi imkansızdır.

Genetiği değiştirilmiş tohumlardan elde edilen yağlar, hidrojenize edil­miş sıvı yağlar ve margarin

• Hazmedilemez ve vücutta birikir.

• Karaciğeri bozar, sivilceleri çoğaltır.

• Kötü kolesterolü yükseltir, iyi kolesterolü düşürür.

• Damarlarda birikir, damarları daraltır ve kılcal damarlarda sert tıkanık­lıklar oluşturur.

• Kan basıncının yükselmesine sebep olur.

• Atheroskleroz ve koroner kalp hastalığı ve kanser riskini beş katma çı­karır,

• Anne sütünü azaltır ve kalitesini düşürür.

• Bağışıklık sistemini zayıflatır.

• İnsülin aktivitesini düşürerek kandaki şekerin yükselmesine sebep olur.

Kızartıldıktan sonra bekletilen yağda ya da İşlenmiş gıdalardaki yağda, yağ oksidasyonu ile toksik Özellikte peroksitler ve serbest radikaller oluşa­bilir ki bu daha büyük tehlikelere yol açar. Bu nedenle kavrulmuş ve bekle­tilmiş kuruyemiş, cips, bisküvi, yağda kızartılmış ve bekletilmiş hazır yiye­cekler ve bir defadan fazla kızartmada kullanılan yağlan tüketmek doğru değildir. Kuruyemiş, kavrulur kavrulmaz, patates kızartması İse hiç olmaz­sa, kullanılmamış yağda kızartılarak beklemeden yenmelidir.

Pişirme sırasında serbest radikaller oluştuğu için, doğal bitkisel yağlan da, çiğ olarak kullanmak gerekir.

Hayvani yağlar yani doymuş yağlar ise sanıldığı kadar tehlikeli değildir. Eti kendi yağı ile pişirmek ve yemek etin daha kolay hazmedilmesini sağ­lar. Et kendi yağından başka bir yağı Özümsemez. Hayvan iç yağı ve kuy­ruk yağı da etsiz kolay hazmedilemez. Kan grubu “O”, “B” ve “AB” olanlar, doğal beslenen hayvanların yağını eti İle birlikte rahatlıkla kullanabilirler. Fakat, hayvani yağı hazmedemeyen “A” grubu taşıyıcıları, hayvani iç yağı sadece ilaçlar için ve ara sıra yemekler için kullanabilirler (karalahana ye­meği için kullanılan inek iç yağı gibi).

Beynimizin yaklaşık %60’ı yağ asitlerinden oluşur. Bunun yarısı doyma­mış yağ asitleri, diğer yarısı da doymuş yağ asitleridir.

Doymuş yağlar, hücre zarının yüzde 50’sini oluşturur ve hücre metabo­lizmasında önemli rol alır.

Kalsiyumun kemiklere taşınmasını, karaciğerin toksinlerden korunması­nı sağlarlar ve iyi kolesterol (HDL) miktarını arttırırlar. Sindirim sistemi or­ganlarını zararlı bakterilere karşı savunur, bağışıklık sistemini kuvvetlendi-

rirler.

Doymuş yağlar tsıtma ve pişirme işlemlerinde bozulmazlar. Onun için kızartma ve kavurma işlemini bu yağlarda yapmak daha doğrudur.

Ancak, doğal beslenmeyen hayvanların yağı zararlıdır. Çünkü hayvan vücudu da tıpkı insan vücudu gibi yetersiz hazımdan sonra oluşan kalıntı ve zehirleri yağda depolar.

Sağlıklı insanın haftada 2-3 defa yağ yemesi yeterli olabilir. Yağ tüke­tilmezse de vücut kendi yağını üretir. Fakat Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “40 güne kadar et ve yağlı yememeye devam etmek, ahlâkı bozar, tabiatı değiştiril^, buyuruyor. 40 günde bir defa, hatta haftada iki-üç defa yağ yi­yen sağlıklı insanlar için, yağın hayvansal ya da bitkisel olması önem taşı­maz. Fakat her gün yağ yiyenler, hayvani yağlar yerine zeytinyağını tercih etmelidir.

Fazla ve zararlı yağ damarlarda küçük kütleler oluşturur. Bu kütleler kanla dolaşırken, kolesterolle kaplanmaya başlar (poşetlenir) ve derinin yağ bezlerine gönderilir, oradan sivilce ve çıbanlar şeklinde deri üzerine çı­kar. Kandaki fazla yağın sivilce ve çıbanlar şeklinde vücuttan atılması en zararsız yoldur. Bundan daha kötüsü, kandaki fazla yağın “kolesterollü po­şetler” halinde damarların duvarlanna yapışarak, kireçle kaplanmasıdır. Böylece çimentolaşmış damar çeperleri sertleşir, kalınlaşır. Neticede, da­marlar daralarak, kan akımı yavaşlar, kan koyulaşır ve mecburen tansiyon yükselir. Kan, daralan damarlardan organlara yeterli miktarda ulaşamaz ha­le gelir,- organlar oksijenden ve zaruri besinlerden mahrum kalarak zayıflar. Damarın tıkandığı yerde damar patlaması veya nekroz yani doku ölümü oluşur. Nekrozun meydana geldiği bölgede ise yara, kanama, iltihaplanma ve sertleşme olur.

Yüksek kolesterolden kurtulmak İçin, kolesterolü ilaçla düşürmek yeri­ne, iyileşinceye kadar sadece zeytinyağı yemek, beslenmeyi düzeltmek, sa­rımsaklı ilaç içmek ve karaciğeri temizlemek gerekir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here