Et Nasıl Tüketilmeli Hangi Et Yenmelidir

Et

Bütün hayvanların genç, erkek, siyah ve yağlı olanları tercih edilmelidir. Omuz, sırt eti ile kemiğe sarılmış et daha lezzetli, daha hafiftir. Her hay­vanın sağ yanındaki et sol yamndakine nazaran daha lezzetlidir. Kırmızı koyunun eti siyah koyunun eti kadar lezzetli, hazmı ise daha kolaydır. Be­yaz koyunun eti hafif, gri koyunun eti ağırdır. Bir yaşındaki siyah ve yağlı erkek keçinin eti lezzetli ve hafiftir. Kuzu, oğlak ve buzağı eti en iyi ve en hafif etlerdir. Oğlak eti, kuzu etinden daha kolay hazmedilir ve daha az ka­lıntı bırakır. Kurutulmuş etin hazmı ağırdır, fakat buzlukta saklanan etten daha İyidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) at eti yemeye izin vermiş, fakat eşek etini yasaklamıştır.

Allahü Teala, Enam suresi, 146. Ayet’te “Yahudilere tırnaklı hayvanla­rın hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunlann ise, sırtlarında veya bağırsak­larında bulunanlar, ya da kemiklerine kanşanlar dışındaki iç yağlannı (yi­ne) onlara haram kıldık” buyuruyor. Onlara kırmızı et yasaklandığına göre, 62 eti hazmedebilme kabiliyeti de kısıtlanmış veya kaldırılmış olmalıdır. Bilim adamlarının yaptığı son araştırmalar bunu tasdik ediyor. Gerçekten kırmı­zı eti hazmetmekte zorlanan veya tam hazmedemeyen bir gurup insan var­dır ki bunlar kan gurubu “A” olanlardır. Onların midesi etin hazmını sağla­yan asidi o kadar az üretir ki, kırmızı eti parçalayamaz. Türk nüfusunun bü­yük çoğunluğunun (bilhassa Karadeniz ve Ege bölgesinde yaşayanlar) kan gurubu “A”dır. İlginç olan, Karadenizlilerin çoğu dana iç yağı kullandıkları halde et sevmezler.

Peygamberimiz (s.a.v.): “Sığır ve dana eti devamlı yenilecek olursa: Ala­ca (vitiligo), sedef (psoriazis), ciizzam (lepra), fil hastalığı ve daha birçok hastalığa sebep olur” buyurmuştur.

Bu ayet ve hadisten ve yapılan bilimsel araştırmalardan anlaşılıyor ki midesi az asit üretenler (kan grubu “A”) bu eti hazmedemez, sadece çürü­tür. Çürümüş et kalıntıları kılcal damarları tıkar, kanser, cüzzam, sedef, vi­tiligo, varis ve fil hastalığı gibi hastalıklara yol açar. Bu sebeple kan grubu “A” olanlar tavuk, hindi, keklik, oğlak ve kuzu eti gibi daha az mide asidiy­le parçalanan etleri ve balığı tercih etmesi gerekir.

Yabani etlerin en güzeli ceylan yavrusu eti ve tavşan etidir. Tavşan eti idrarı artırır, böbrek ve mesanedeki taşlan parçalar (özellikle “B” ve “AB” kan gurubu taşıyıcıları için faydalıdır).

Dana eti İnsan tabiatına sertlik, koyun eti ise yumuşaklık verir. İnek, ke­çi ve deve etinin hazmı zordur. Ancak midesi çok asit üretenler (kan gru­bu “O” ve “B” olanların midesi) kolaylıkla hazmeder.

Kurban eti İnsan vücudu için mükemmel bir temizleyicidir. İshal ede­bilir, ateşi yükseltebilir ve eklemleri şişirebilir. Bu, kurban etinin tesiriyle oluşan, iyileşme belirtileridir. Et, kesildikten üç gün sonra kurban eti özel­liğini, yani şifa özelliğini kaybetmeye başlar. Belki bu sebepten Peygambe­rimiz (s.a.v.) ilk önce kurban etini 3 günden fazla saklamayı yasaklamış, da­ha sonra İzin vermiştir.

Et, İştme ve görme duyusunu geliştirir, aklı ve vücudu güçlendirir.

İzgara veya fırında pişirilen et, haşlanmış etten daha kuru olur. Onun için yeşil salata ile yemek gerekir. Pul biber, defne veya ardıç yaprağı, sa­rımsak, soğan, zencefil, kekik, kimyon ile pişirilen etin besin değeri baha­ratlarla zenginleşir. Eti ekmekle değil, yeşil yapraklı sebzelerle yemek ge­rekir. Böylece etin hazmı kolaylaşır ve eti hazmedemeyenlerde zararı azalır. Bir hayvanın eti diğerinin eti ile veya bir hayvanın eti diğer hayva­nın yağı ile karıştırılmamalıdır. (Sebep “Süt” bölümünde anlatılmıştır.) Etli yemek yapılacağı zaman, bu yemeği o etin yağında pişirmek en iyisidir, çünkü et ve etin yağı birlikte kolay hazmedilir. Et, kendi yağından başka, hayvanî veya bitkisel yağı özümsemez. Hayvansal yağ da etsiz kolay sindirilemez.

En az iki sebepten dolayı sosis, salam, pastırma, sucuk gibi işlenmiş et ürünlerini yemek mümkün değildir. Birincisi, bu ürünler, farklı hayvanların eti ve yağı karıştırılarak hazırlanır,- İkincisi, bütün işlenmiş et ürünlerinde katkı maddesi olarak sodyum nitrit ve sodyum sülfit kullanılır. (“Katkı Maddeleri” bölümüne bakınız.)

Hayvanın yağı, özellikle iç yağı ve kuyruk yağı, yemeklerde ve ilaç ya­pımında, kemikleri ise şifalı çorbalar hazırlamak için kullanılır. Sonbaharda ve kışın et yemek, ilkbaharda ve yazın ise etten sakınmak sağlığa daha uy­gundur. Sağlıklı insan haftada 1-3, hatta 5 defa et yiyebilir. Peygamberimiz (s.a.v.) “Şüphesiz et yemeklerin efendisidir” buyurmuştur. Ancak Peygam­berimizin (s.a.v.) “Devamlı et yemek ve et çorbasına devam etmek sıkıntı verir/ kalbi katılaştırır” buyurduğu da malumdur.

Etin cinsiyle beraber hayvanın nasıl kesildiği de son derece önemlidir. “Allah size ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı”. Bakara Suresi 173

Allah (c.c.) bu yasağı Kur an-1 Kerim’de birkaç yerde tekrarlamaktadır.

Elektroşok verilerek kesilen hayvanın eti ölü hayvanın eti gibidir, sade­ce detaylar farklıdır. Bu şekilde kesilen etin zararını anlamak için şöyle bir misal verilebilir:

Mükemmel donanımlı bir şehir düşünün. Şehrin savunma sistemi çok güçlü tek bir bilgisayarla yönetiliyor olsun. Milyonlarca kimyasal ve biyo­lojik toksin üreten, genetik mutasyonlara uğratan, aklınıza gelebilecek her çeşit silah bu bilgisayara bağlı olsun. Bu şehri işgal etmek isteyen akıllı bi­risi, savunma sisteminin merkezi olan bilgisayar ile savunma aletleri arasın­daki bağlantıyı keserek şehri, hiç zarar vermeden bütün güzellikleriyle, ol­duğu gibi alır ve kullanır. Ancak akılsız biri direkt bilgisayarı bombalama­ya başlar. Bilgisayar bozulur ve buna bağlı silahlar kontrolsüzce şehir hal­kını ve yerleşim alanlarını tahrip eder. Halk zehirlenerek, şişerek, delirerek ölür veya yaralanır, yerleşim yerleri de harap olur. İşgal edicilerin elinde kokuşmuş, harap olmuş, sağlığı tehdit eden leş dolu bir şehir kalır.

Bu misalde bilgisayarın bağlantısını kesenler doğru davrananlardır,- yani beyne giden ana damar ve sinirlerin bağlantısını kesmek suretiyle hayvanın kanını akıtanlardir. Bu durumda beyin bir anda kansız kalarak bayılır ve hiçbir tepki vermez. Fakat kalpl, bütün kan dışarı atılana kadar çalışmaya devam eder ve böylece hayvanın eti kanda dolaşan ve eti zehirleyen tüm maddelerden temizlenir. Elektroşok ile bayıltıldıktan sonra kesilen hayva­nın etine gelince. Elektroşok hayvanın kalbini durdurur veya korkunç bir aritmiye uğratır,- fakat beyin çalışmaya devam eder ve bedeni savunmak için yüksek miktarda, farklı hormonla^ ürettirir. Kan hareketsiz olduğu için

içinde bulunan toksinleri, hormonları, atıkları, mikropları, kokuşmuş gaz­ları kemiklerde ve eklemlerde bırakır, etlere sızdırır. Böylece et leş özelliği kazanır.

Yukarıda gördüğümüz gibi Allah (c.c.) kırmızı eti sadece yahudilere ya­saklamış, ancak ölü hayvan etini, kanı ve domuz etini tüm insanlara yasak­lamıştır. Bilim adamlarının yaptığı araştırmalarda hiçbir insan topluluğun­da domuz eti için hazım sistemi olmadığı ortaya çıkmıştır.

Her hayvanın sindirim sistemi her birine özel olarak verilen rızka uygun yaratılmıştır. Bu sebeple hayvanlar, sadece onlara özel rızıkları hazmedebi­lir. Doğal beslenen hayvan sağlıklıdır, eti, yağı, kemikleri temizdir. Fakat çağımızda hayvanlar fabrikalarda hazırlanan ve hormon, antibiyotik, GM

bakteriler İle üretilmiş protein, vitamin ve diğer GM bazlı katkı İçeren yemlerle ve genetiği değiştirilmiş ürünlerle beslenmektedir. Hatta, yem olarak , bayat, bozuk ve karışık yemek artıkları, tarihi geçmiş cips, bisküvi, kek, şeker ve benzeri şeyler marketlerden toplanarak verilmektedir. Neti­cede insan gibi hastalanan hayvan, tıpkı insan gibi ağır ilaç tedavisi görme­ye başlamaktadır. İlaç tedavisi gören hayvanın eti, yağı, kemikleri yukarıda anlattığımız faydalardan yoksun kalır, hatta sağlık için tehdit oluşturur. Bu nedenle et alırken, özellikle kemik, yağ, karaciğer, böbrek, kalp ve beyin tüketirken, bunlardan henüz etkilenmemiş genç hayvanların etini tercih et­mek gerekir.

Klonlanmış hayvanların eti ve sütü ilk olarak 2007 yılının baharında, ABD marketlerinin raflarında yerlerini almıştır. Bu hayvanların etleri ve sütleri uzun zamandan beri bazı üçüncü dünya ülkelerinde ucuz ürün ola­rak satılmaktaydı. Klonlanmış İnek, domuz ve keçiler konusunda yetkilile­rin savunduğu tez, bu hayvanlardan elde edilen ürünlerin, her gün tüketti­ğimiz normal ürünlerle aynı kalitede olduğu ve hiç bir zararının olmadığı yönündedir. Bu da klonlanmış etin market raflarında yerini almasında hiç bir sakıncanın görülmediği anlamını taşımaktadır. Üstelik bilim adamları bu tip ürünlerin ambalajlarında hangi yolla elde edildiklerini bildiren eti­ketlere gerek olmadığını da belirtmişlerdir.

Klonlanmış hayvanlar üzerinde çalışan bilim adamları insanların yıllar­dan beri renklendırici, aroma, tatlandırıcı, et yerine GM soya kıyması gibi yapay gıda tüketmeye alıştığını ve sentetik yiyeceklerin insanlara hiçbir za­rar vermediğini iddia etmektedir. Fakat sonuçları tam araştırılmadığı İçin bu ürünlerin vereceği maddi zarar henüz belli değildir. Ancak manevi za­rarı açıktır. Nisa Suresi, 118-119 Ayet’te anlatılan usulle yetiştirilen hayvan­ların eti ve sütü muhakkak haramdır. (“GMO” bölümüne bakınız.)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here